Oku | Beslenme Biyokimyasд±
Modern beslenme biyokimyasının en heyecan verici alanı, besinlerin genlerimizin ifadesini nasıl değiştirdiğidir.
beslenme biyokimyası, tabağımızdaki gıdanın DNA'mıza, hormonlarımıza ve hücrelerimize fısıldadığı dili anlamaktır. Sağlıklı bir yaşam, bu biyokimyasal makinayı doğru ham maddelerle beslemekten geçer.
Diyetin gen ekspresyonu üzerindeki etkisini inceler (örneğin, omega-3 yağ asitlerinin iltihap genlerini baskılaması). Beslenme BiyokimyasД± Oku
Karbonhidratlar glikoza parçalanır. Glikoz, hücrenin ana enerji birimi olan ATP üretimi için glikoliz ve Krebs döngüsü süreçlerine girer. Fazla glikoz, karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanır; bu kapasite dolduğunda ise de novo lipogenez yoluyla yağa dönüştürülür.
Yağ dokusundan salgılanan leptin tokluk, mideden salgılanan grelin ise açlık sinyali gönderir. Bu denge bozulduğunda biyokimyasal olarak obeziteye zemin hazırlanır. 4. Besin-Gen Etkileşimi (Nütrigenetik ve Nütrigenomik) lipidler ve proteinler
Metabolizma sırasında oluşan serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif stresten korurlar.
Yağlar, gram başına en yüksek enerjiyi sağlar. Trigliseritler yağ asitlerine parçalanarak beta-oksidasyon yoluyla enerjiye dönüşür. Ayrıca hücre zarlarının yapısını (fosfolipidler) ve hormonların (steroidler) ham maddesini oluştururlar. gram başına en yüksek enerjiyi sağlar.
Vücudumuzun ana enerji kaynakları olan karbonhidratlar, lipidler ve proteinler, sindirim sisteminden geçtikten sonra biyokimyasal birer yakıta dönüşür.





